Bir varmış bir yokmuş… Gökyüzünün yıldızlarla süslendiği, lambaların henüz icat edilmediği zamanlarda, Amerika adında büyük bir ülkede, küçük ama çok zeki bir çocuk yaşarmış. Bu çocuğun adı Thomas Alva Edison’muş, ama annesi ona sevgiyle “Tommy” dermiş.
Tommy, sıradan bir çocuk değilmiş. Gözleri sürekli ışıl ışıl, aklı ise milyonlarca soruyla doluymuş. Her şeyi merak eder, her şeyi öğrenmek istermiş. Bir gün eline bir cep saati geçirmiş. Merakla içini açmış ve parçalarına ayırmış. “Acaba bu saat nasıl çalışıyor?” diye sormuş. Sonra tekrar birleştirmiş. Herkes onun bu sabrına ve cesaretine hayran kalmış.
Okul Günleri: Sorularla Dolu Bir Kalp
Tommy, küçük yaşta okula başlamış ama öğretmenleri onun çok soru sormasından şikâyetçiymiş. “Bu çocuk hiç durmuyor, hep düşünüyor!” demişler. Ama annesi Nancy Edison, oğlunun öğrenme arzusunu anlamış. Okuldan almak zorunda kaldıkları Tommy’ye evde öğretmenlik yapmaya karar vermiş.
Annesi ona kitaplar okumuş, doğa bilimlerini anlatmış, küçük deneyler yapmasına izin vermiş. Tommy, arka bahçeye kendi küçük laboratuvarını kurmuş. Orada cam şişeler, karışımlar ve notlarla günlerce çalışmış. Zamanla hayal gücüyle birlikte bilgisi de büyümüş.
Trende Kurulan Minik Laboratuvar
Biraz büyüyen Thomas, para kazanmak için bir tren hattında çalışmaya başlamış. Gazete satmış, şekerleme dağıtmış. Ama o sırada bile deney yapmayı unutmamış. Trenin bir vagonunu gizlice laboratuvara çevirmiş. Yolcular yolculuk ederken, o deney yapıyormuş.
Ama bir gün… Yaptığı deneylerden biri küçük bir yangına neden olmuş. Vagon zarar görünce Thomas işinden olmuş. Kısa süre üzülmüş ama yine de yılmamış. “Eğer bir tren vagonunda deney yapabiliyorsam, bir gün kendi laboratuvarımda dünyayı değiştirebilirim,” demiş kendi kendine.
Telgraftan İlk Buluşlara
Genç Thomas, telgraf makineleriyle ilgilenmeye başlamış. Sesleri ve sinyalleri bir yerden başka bir yere iletebilmenin mucizesi onu büyülemiş. Geceler boyu çalışarak kendi telgraf cihazını yapmış.
Sonra ilk icatlarını gerçekleştirmiş: Otomatik telgraf kaydedici, elektrikli oy verme makinesi ve daha fazlası… Ama onun aklında hep aynı fikir varmış: Işık! Dünyayı gece de aydınlatacak bir şey icat etmek istiyormuş.
Binlerce Deneme, Tek Bir Işık
O zamanlar insanlar gaz lambalarıyla aydınlanıyormuş. Bu lambalar tehlikeliymiş ve yeterince ışık vermiyormuş. Thomas, “Ben güvenli bir elektrikli ışık bulacağım,” demiş.
Laboratuvarında çalışmaya başlamış. Binlerce deneme yapmış. Her defasında kablolar yanmış, ampuller patlamış, akımlar yeterli olmamış. İnsanlar onunla alay etmiş. “Bu Thomas delirmiş, bu işler hayal işi!” demişler.
Ama Thomas Edison bir gün şöyle demiş:
“Ben başarısız olmadım. Sadece işe yaramayan 999 yolu öğrendim. Şimdi işe yarayanı bulacağım.”
Ve sonunda… Bir gece, karanlık laboratuvarında bir ampul parlamış! Küçük bir ışıktı belki, ama bu ışık insanlık tarihini aydınlatacak büyüklükteymiş.
New York’ta Işıklar Yanıyor!
Thomas Edison’un icadı kısa sürede tüm ülkeye yayılmış. Ama bir sorun varmış: Ampulü yakmak yetmezmiş, evlere elektrik götürmek de gerekirmiş. Edison hiç durmamış. Elektrik santralleri kurmuş, kablolar döşemiş, insanlar ona yardım etmiş.
Ve bir gece, New York şehri karanlıktan kurtulmuş. Tüm sokaklar, evler, dükkânlar birer birer aydınlanmış. İnsanlar pencerelerden dışarı bakmış, “Bu bir mucize!” demişler.
Thomas Edison, “Işık Getiren Adam” olmuş. Artık sadece bir mucit değil, bir kahramanmış.
İcatlar Bitmiyor
Ampul Edison’un tek icadı olmamış. Gramofon ile ilk defa sesler kaydedilmiş. Film projektörleri, hareketli resimleri göstermeye başlamış. Edison, hayatı boyunca 1000’den fazla buluşa imza atmış. Onun sayesinde insanlar artık daha rahat, güvenli ve keyifli bir yaşam sürmeye başlamış.
Ama Edison hiçbir zaman şunu unutmamış:
“Ben sadece çok çalıştım. Her çocuk, isterse bir mucit olabilir.”
Küçük Kalpler İçin Büyük Dersler
Sevgili çocuklar, Thomas Edison’un masalsı hayatı bizlere birçok şey öğretiyor:
-
Merak etmekten korkmayın.
-
Soru sormak zekânın işaretidir.
-
Denemekten asla vazgeçmeyin.
-
Başarısızlık, doğru yolu bulmanın bir parçasıdır.
-
Ve en önemlisi: Hayal edin, çünkü hayaller ışık gibidir.
Thomas Edison’un hayalleri bir gün geceyi gündüze çevirdi. Kim bilir, belki sizin hayaliniz de bir gün dünyayı değiştirir.
Ve işte böylece, küçük Thomas’tan büyük Edison’a uzanan bu ışıklı yol, her çocuğun kalbinde parlayan umutla devam etmiş…