Bir varmış bir yokmuş… Uzak diyarların birinde, yemyeşil ormanlarla çevrili bir köyde küçük, neşeli bir kız yaşarmış. Adı Elif’miş ama herkes ona “Kırmızı Başlıklı Kız” dermiş. Çünkü büyükannesi ona doğum gününde kırmızı kadife bir başlık dikmiş ve Elif onu o kadar severmiş ki nereye gitse başından hiç çıkarmazmış.

Elif, ailesiyle birlikte mütevazı bir kulübede yaşarmış. Annesi çok çalışkan, babası ise oduncuymuş. Elif de tıpkı ailesi gibi sorumluluk sahibi bir çocukmuş. En büyük mutluluğu büyükannesiyle vakit geçirmekmiş. Büyükannesi köyün biraz dışında, ormanın içinde küçük bir evde yaşarmış. Tatlı dilli, yaşlı bir kadın olan büyükanne zaman zaman hastalanırmış ama Elif onu neşelendirmeyi hep bilirmiş.

Bir gün Elif’in annesi sabah erkenden mutfağa girip harıl harıl çalışmaya başlamış. Sepetin içine ev yapımı ekmek, ballı çörek, elma dilimleri ve büyükannenin sevdiği bitki çaylarından koymuş. Elif’i yanına çağırmış:

— Elifciğim, büyükanne geçen hafta biraz rahatsızlandı. Ona bu sepeti götürür müsün? Ama dikkatli ol, ormanın içinden geçeceksin. Patikadan ayrılma, yabancılarla konuşma.

Elif, başlığını takıp sepetini eline almış. Annesine söz vermiş:

— Merak etme anne, patikadan asla ayrılmam!

Elif neşe içinde ormana doğru yola koyulmuş. Ağaçlar arasından süzülen güneş ışıkları, kuş cıvıltıları ve hafif esen rüzgâr yolculuğunu bir masala dönüştürmüş. Ama Elif farkında olmadan büyük bir tehlikenin de yavaş yavaş yaklaştığını bilmiyormuş…

Ormanın derinliklerinde sinsice dolaşan bir kurt varmış. Aç, yorgun ve huysuz olan bu kurt uzun zamandır karnını doyuramamış. Elif’in kırmızı başlığı ormanın içinden adeta ışık gibi parlayınca dikkatini hemen çekmiş.

Kurt, Elif’in önüne geçip kibarca selam vermiş:

— Günaydın küçük hanım. Nereye böyle güzel güzel?

Elif biraz tedirgin ama kibar bir şekilde yanıtlamış:

— Büyükanneme gidiyorum. O biraz hasta. Ona yemek götürüyorum.

Kurt hemen haince bir plan yapmış. Elif’i oyalayıp önce büyükannenin evine varmak, sonra hem büyükanneyi hem de Elif’i yemek niyetindeymiş. Ama belli etmemiş. Gülümseyerek sormuş:

— Ne kadar düşüncelisin. Peki büyükannenin evi tam olarak nerede?

Elif, annesinin uyarısını unutarak:

— Şu patikadan ilerleyince büyük meşe ağacının yanındaki beyaz ev, diye tarif etmiş.

Kurt teşekkür edip:

— O halde ben sana güzel çiçekler toplayabileceğin bir yer göstereyim, demiş ve patikanın biraz dışını göstermiş.

Elif çiçekleri çok severmiş. “Büyükanne de bu güzel çiçekleri çok beğenir,” diye düşünerek patikadan ayrılmış. Kurt ise hızla başka yoldan büyükannenin evine koşmuş.

Kapıyı çalmış. Büyükanne yatakta dinleniyormuş. “Kim o?” diye seslenmiş. Kurt, Elif’in sesini taklit ederek cevap vermiş:

— Benim büyükanne! Elif geldim!

Büyükanne bir şeyden şüphelenmemiş ve kapıyı açmış. Kurt içeri dalmış ve yaşlı kadını bir anda yutmuş. Sonra büyükannenin geceliğini giymiş, gözlüğünü takmış ve yatağa uzanmış, Elif’i beklemeye başlamış.

Elif nihayet çiçek toplama işini bitirip büyükannenin evine varmış. Kapıyı çalmış. İçeriden tanıdık ama biraz boğuk bir ses gelmiş:

— Kapı açık kuzum, gel içeri.

Elif içeri girince büyükanneyi biraz farklı bulmuş. Yavaşça yanına yaklaşmış.

— Büyükanne, kulakların neden bu kadar büyük?

— Seni daha iyi duyabilmek için canım!

— Gözlerin neden bu kadar büyük?

— Seni daha iyi görebilmek için tatlım!

— Ellerinin büyüklüğü ne böyle?

— Seni daha iyi sarılmak için yavrum!

Elif biraz geri çekilmiş.

— Ama… ama ağzın neden bu kadar büyük?

Kurt artık sabredememiş ve yüksek sesle haykırmış:

— Seni daha iyi yemek için!

Kurt yataktan fırlamış, Elif’i de yutmak istemiş ama bu sırada evin yakınlarında odun kesen bir ormancı, evden gelen çığlıkları duymuş. Baltasını kapıp içeri koşmuş. Kurt Elif’e tam saldıracakken ormancı içeri dalmış ve kurdu durdurmuş.

Kurtu korkutup evden kovmuşlar. Ormancı büyükanneyi kurtarmak için kurdun peşinden gitmiş ve onu ormanın derinliklerine dek kovalamış. O sırada büyükannenin sesi bir sandıktan gelmiş. Meğerse kurt onu yutmamış, sandığa kilitlemiş!

Elif hemen sandığı açmış, büyükannesini dışarı çıkarmış ve ona sıkıca sarılmış.

— Korkma büyükanne, artık güvendesin.

Büyükannelerinin kurtarılmasından sonra Elif hem annesine hem de büyükannesine verdiği sözleri tutmanın önemini anlamış. Patikadan asla ayrılmaması gerektiğini, yabancılarla konuşmanın tehlikeli olabileceğini öğrenmiş.

O günden sonra Elif, her ormana gittiğinde dikkatli davranmış. Hem cesaretiyle hem de öğrendikleriyle daha da büyümüş.

Ve böylece Elif, kırmızı başlığıyla, ormanda geçen bu tehlikeli ama öğretici macerayı asla unutmamış.