Bir zamanlar, küçük bir kasabada Pınar adında neşeli bir kız yaşarmış. Pınar, okula gitmeyi ve yeni şeyler öğrenmeyi çok severmiş. En sevdiği öğretmeni ise Öğretmen Cansu’ymuş. Öğretmen Cansu, her zaman güler yüzlü ve sabırlıymış. Öğrencilerine her şeyi en güzel şekilde anlatır, onları hep teşvik edermiş.
Bir gün, Öğretmen Cansu sınıfa girip gülümseyerek, “Bugün sizlere öğretmenlik mesleğini tanıtacağım” demiş. Öğrenciler merakla dinlemeye başlamış.
Öğretmen Cansu, “Öğretmenlik, en değerli mesleklerden biridir. Biz öğretmenler, çocuklara yeni bilgiler öğretiriz, onların sorularını cevaplarız ve onların gelişimine katkıda bulunuruz. Her çocuğun farklı yetenekleri ve ilgi alanları vardır. Biz de bu yetenekleri keşfetmelerine yardımcı oluruz” demiş.
Pınar elini kaldırıp, “Öğretmenim, öğretmen olmak zor mu?” diye sormuş.
Öğretmen Cansu gülümseyerek, “Elbette bazı zorlukları var. Ancak, çocukların gözlerindeki o öğrenme isteğini görmek, onların başarılarına tanıklık etmek tüm zorlukları unutturur. Öğretmenlik, sabır, sevgi ve özveri gerektirir. Ama bir öğrencinin bir şeyi başardığını görmek, tüm yorgunluğumuzu alır” demiş.
Pınar heyecanla, “Öğretmenim, siz neden öğretmen oldunuz?” diye sormuş.
Öğretmen Cansu, gözleri parlayarak, “Ben çocukken de öğretmenlerimi çok severdim. Onların bilgi dolu dünyaları beni büyülerdi. Bir gün ben de çocuklara bir şeyler öğretmek, onların hayatlarına dokunmak istedim. Bu yüzden öğretmen oldum. Her gün yeni şeyler öğrenip, öğrendiklerimi sizlerle paylaşmak bana büyük mutluluk veriyor” demiş.
Öğretmen Cansu devam etmiş, “Öğretmenlik aynı zamanda bir yol göstericiliktir. Bizler, öğrencilerimizin sadece derslerini değil, hayatı da öğrenmelerine yardımcı oluruz. Onlara doğruyu, iyiyi ve güzeli öğretiriz. Her birinizin hayatında bir iz bırakmak, geleceğinizi şekillendirmede bir rol oynamak bizler için büyük bir onurdur.”
Pınar ve arkadaşları, Öğretmen Cansu’nun anlattıklarından çok etkilenmişler. Pınar, kendi kendine, “Belki ben de bir gün öğretmen olurum ve çocuklara yardımcı olurum” diye düşünmüş.
O günden sonra Pınar, derslerine daha büyük bir ilgi ve hevesle çalışmış. Öğretmen Cansu, her gün sınıfa girdiğinde, öğrencilerinin gözlerindeki ışığı görmekten çok mutluymuş. Ve böylece, Öğretmen Cansu’nun sevgisi ve bilgisi, Pınar ve arkadaşlarının kalbinde hep bir ışık olarak kalmış.
Masal burada sona ererken, Pınar ve arkadaşları, öğretmenlerinin değerini bir kez daha anlamış ve onları örnek alarak büyümüşler. Öğretmen Cansu ise her gün yeni öğrencilerle, onların başarılarına tanıklık ederek, mutlu bir şekilde mesleğini sürdürmüş.