Bir zamanlar, büyük bir şehirde hayal kurmayı çok seven, resim yapmaya bayılan Meryem adında küçük bir kız yaşarmış. Meryem’in odası, renkli kalemlerle, boyalarla ve hayal gücünü yansıttığı resimlerle doluymuş. En büyük mutluluğu, okuldan geldikten sonra kendi küçük sanat köşesinde oturup resim yapmaktı.
Bir gün öğretmeni, sınıfa büyük bir haber vermiş: “Çocuklar, bir resim yarışması düzenleniyor. Konusu: Hayalindeki Dünya.” Meryem’in gözleri parlamış. Bu onun için bir hayal yolculuğu demekti! O akşam annesiyle birlikte kırtasiyeye gitmiş, yeni boyalar ve büyükçe bir tuval almış. “Bu, benim hayal dünyama açılan kapı olacak,” demiş heyecanla.
Meryem hayal dünyasını düşünmeye başlamış. Gözlerini kapadığında, mavi gökyüzünde süzülen balinalar, gülümseyen dağlar, çiçek açan ağaçlar, dans eden periler ve renkli kuşlarla dolu bir yer hayal etmiş. Ertesi sabah fırçasını eline almış ve resmine başlamış. Önce gökyüzünü boyamış; sonra bulutların üzerine uçarak balinalar yerleştirmiş. Ardından neşeyle gülümseyen dağları çizmiş. Ağaçlar, çiçekler, küçük yaratıklar… Hepsi birer birer tuvalde hayat bulmuş.
Bir gün, resim yaparken tuvalden bir ışık parlamış. Meryem şaşkınlıkla tuvale doğru eğilmiş ve birden bire ışığın içine çekilmiş. Gözlerini açtığında kendini resmettiği dünyada bulmuş. Renkler canlı, sesler melodik, gökyüzü pırıl pırılmış. Karşısında ilk olarak gülümseyen bir dağ belirmiş. “Merhaba Meryem, bizi sen yarattın, bu yüzden sana teşekkür ederiz,” demiş dağ.
Meryem, çiçekli vadilerde dolaşmış, balinalarla gökyüzünde yüzmüş, perilerle çiçeklerin arasında dans etmiş. Her anı büyülüymüş. Ancak çok geçmeden evine dönmesi gerektiğini hatırlamış. Gülümseyen dağ, “Gözlerini kapat ve kalbine dönmek istediğini söyle,” demiş.
Meryem gözlerini kapatmış ve bir anda kendini tekrar odasında bulmuş. Elinde hala fırçası varmış, tuvali önündeymiş. Bu yaşadıklarını hatırlayarak resmine son dokunuşları yapmış ve yarışma için teslim etmiş.
Günler geçmiş. Sonunda yarışma sonuçları açıklanmış. Meryem’in hayal dolu resmi birinci olmuş! Jüri üyeleri, onun hayal gücüne, renk kullanımına ve yaratıcı dünyasına hayran kalmış. Meryem ödülünü alırken çok mutluymuş ama onun için en büyük ödül, içindeki dünyaları keşfetmek ve onları paylaşabilmekmiş.
O günden sonra Meryem, her yeni resimde farklı hayal dünyalarına açılan kapılar çizmeye devam etmiş. Artık biliyormuş ki; hayal gücüyle sınırsız yerlere gidebilir, hayal ettikçe yaratabilir ve paylaştıkça mutlu olabilirmiş.
Ve böylece, Meryem’in hayal gücüyle dolu resim yolculuğu hiç bitmemiş. Her tuval, yeni bir hikâyenin başlangıcı olmuş.
Ve masal burada biter.