Bir varmış bir yokmuş. Renkli bir şehirde, Asude adında tatlı mı tatlı, meraklı ve neşeli bir kız çocuğu yaşarmış. Asude’nin en sevdiği şeylerden biri kreşe gitmekmiş çünkü kreş onun için öğrenmenin, oynamanın ve arkadaşlarıyla birlikte vakit geçirmenin en güzel yoluymuş.
Her pazartesi sabahı, Asude uyanır uyanmaz heyecanla gülümsermiş. Çünkü pazartesi, kreşe gitme zamanıymış! Annesi ona sıcacık bir kahvaltı hazırlar, birlikte ne giyeceğine karar verirler, sonra el ele tutuşup kreşe doğru yürürlermiş. Yolda kuşların cıvıltısını dinler, çiçeklere selam verir ve bulutlara bakarak hayaller kurarlarmış
.
Kreşe vardıklarında, Asude kapıdan içeri girer girmez yüzü gülermiş. Kreşin bahçesinde salıncaklar, kaydıraklar, rengarenk oyuncaklar varmış. İçeride ise onu bekleyen öğretmeni ve arkadaşlarıyla sıcacık bir dünya…
O gün sınıfta renkleri öğrenmişler. Öğretmenleri onlara kırmızı, sarı, mavi gibi ana renkleri öğretmiş. Asude hemen en sevdiği rengin “pembe” olduğunu söylemiş ve pembe boyayla bir çiçek resmi yapmış. Arkadaşları da kalpler, güneşler, evler çizmişler. Rengarenk bir tablo ortaya çıkmış.
Resim saatinden sonra hep birlikte bahçeye çıkmışlar. Bahçede ip atlamaca, seksek, top oyunları oynamışlar. Asude, en çok top oyununu seviyormuş çünkü hem koşuyor hem gülüyormuş. En yakın arkadaşı Derin ile birlikte takım olmuşlar ve çok güzel paslaşmışlar.
Fakat gün her zaman sadece oyunla geçmezmiş. Bazen küçük sorunlar da olurmuş. Bir gün, Asude çok sevdiği peluş tavşanını sınıfta başka bir arkadaşının aldığını görmüş ve üzülmüş. Önce sinirlenmiş ama sonra öğretmenlerinin yardımıyla sakinleşmişler ve konuşarak anlaşmışlar. O gün, paylaşmanın ne kadar önemli olduğunu öğrenmiş.
Öğle yemeğinde mercimek çorbası, pilav ve yoğurt varmış. Asude yemekleri çok sevmiş ve hepsini afiyetle yemiş. Yemekten sonra kısa bir uyku zamanıymış. Asude, peluş tavşanıyla birlikte minik yatağında biraz dinlenmiş. Uyandığında yeniden enerjik ve mutluymuş.
Günün sonunda, annesi onu almaya geldiğinde Asude hemen sarılmış. Yolda yürürken annesine tüm günü anlatmış: resim yaptığını, top oynadığını, yeni şarkılar öğrendiğini, hatta bir arkadaşının doğum günü olduğunu bile…
Asude, eve döndüğünde de oynamaya devam etmiş. Kreşte öğrendiği şarkıları annesine öğretmiş, birlikte zıplayarak dans etmişler. Annesi, “Bugün çok şey öğrenmişsin, ne güzel!” demiş. Asude de “Kreş çok eğlenceli, yarın yine gideceğim,” demiş.
Kreş, Asude’nin sadece bir oyun alanı değil, aynı zamanda paylaşmayı, dostluğu, sabretmeyi ve öğrenmeyi keşfettiği sihirli bir yer olmuş. Her gün yeni bilgiler, yeni arkadaşlıklar ve yeni maceralarla doluymuş.
Ve böylece, Asude’nin kreş macerası devam etmiş. Her sabah yeni heyecanlarla uyanmış, her akşam güzel anılarla uykuya dalmış. Ve masal burada bitmemiş, çünkü Asude her gün yeni bir hikâye yazmaya devam etmiş.